AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kompartıman 5

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Luciana Larsson
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 51
Doğum tarihi : 07/07/98
Yaş : 20
Mücadele Tarafı : Tarafsız.
Sihirsel Soy : Safkan.
Kayıt tarihi : 07/07/10

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Kovalayıcı
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Kompartıman 5   Paz Ağus. 28, 2011 7:52 pm

    Onu uğurlamak için gelen babası sürekli neden bu kadar erken geldikleri hakkında yakınıyordu. Genç cadı o kadar mutluydu ki bu yakınmaları umursamıyor, karşılık olarak kendi fikrini savunan bir cevap dahi bile vermiyordu. Bir an önce trene binip okuluna gitmek istiyordu. Zaten bu yüzden tren istasyonunda bir o yana bir bu yana koşturup duruyordu. Koşmaktan özenle yaptığı saçları mahvolmuş, omuzlarına dökülen sarı bukleleri birbirine karışmıştı. Ama heyecandan yerinde duramıyordu işte. Babasının arkasından bağırdığını biliyordu. Koşarken bir muggle’ın ayağına takılıp yere yapıştı. “Kahretsin! Dikkatli olsana biraz!” diye bağırdı muggle’ın arkasından. O da kızın yüzüne bile bakmadan yürümeye devam etti. “Aptal muggle.” dedi, onun dışında kimsenin duyamayacağı bir şekilde mırıldanarak. Başını yukarıya kaldırdığında babasının onu yerden kaldırmak için elini uzattığını gördü. “İyi misin?” diye sordu. Lucy cevap olarak başını evet anlamında salladı. Lucy, babası ona belli etmemeye çalışsa da onun güldüğünü görebiliyordu. En azından eşyalarını koyduğu arabaya bir şey olmamıştı. Ayağa kalktığında hemen üstünün kirlenip kirlenmediğini kontrol etti. Kot ceketinin kolu azıcık çamur olsa da pek dikkat çekmiyordu. Saçlarını elleriyle düzlemeye çalıştı. Babasını hala güldüğünü görünce ona ters bir bakış attı. Babasından ayrılmak istemiyordu ama Hogwarts’ı da özlüyordu. İkisi de King Cross’ın girişi olan duvarın önünde durdular. Bu anı tamı tamına dört kez yaşamıştı, bu beşinci oluyordu. İlk sene bu duvarın içinden geçmek onu biraz endişelendirmişti ve babası hep gitmeden önce ona okulda yapması ve yapmaması gerekenler hakkında nasihat veriyordu. Bu senede bu gerçekleşmişti. Babası ona derslerine çalışması gerektiğini, okulda yaramazlık yapmamasını falan söylüyordu. Hep aynı şeyler... Fakat Lucy bu durumdan şikayetçi değildi. Babasının onunla ilgilenmesi, onu seven ve onunla ilgilenen bir ailesi olduğunu hatırlatıyordu. Annesinin gidişinden sonra kızıyla birkaç yıl ilgilenmediği için hala içinde ona karşı bir kızgınlık vardı ama babası bu kızgınlığı telafi etmeyi iyi biliyordu. Babasının yanağına bir öpücük kondurdu. Duvara doğru yürürken babası ona “Sana her hafta mektup yazacağım, hatta benden bıkacaksın.” dedi sırıtarak. Lucy’de ona gülümseyerek karşılık verdi ve duvara doğru koşmaya başladı.

    İstasyona girdiğinde heyecanı iki kat daha arttı. Arkadaşlarının çoğu buradaydı şimdi. Gözleriyle tanıdık birileri görmeye çalıştı ama tek dikkatini çeken şey mızmızlanan birinci sınıf öğrencileriydi. Küçük çocuklardan nefret ediyordu kız. Bir kardeşi olmadığı için de kendini hep şanslı olarak görmüştü. Kendisi de bir zamanlar küçüktü aslında ama o zamanlar bile diğer çocuklarla pek anlaşamazdı. Büyüdükçe herkesle anlaşabilen biri haline gelmişti. Hele küçüklerin büyüklere olan sataşmasından nefret ediyordu. Hogwarts’ta çok oluyordu bu. Birinci sınıf öğrencileri daha büyüleri kontrol etmeyi öğrenemeden yaptıkları şeylerin sonucu felaket oluyordu. İkinci sınıflar ise büyü yapmayı iyice kavradıklarında daha tehlikeli oluyorlardı. Bu sene hiçbir küçük çocuğunun ona bulaşmamasını diledi ve öğrencileri ittirerek trene ulaşmaya çalıştı. Yürürken birkaç tanıdık yüz görüp onlara selam verdi. Durup konuşacak vakti yoktu. Babasının konuşması onu oyalamıştı, bu yüzden acele etmesi gerekiyordu. Eşyalarının daha da ağırlaştığını hissediyordu şimdi. Bir kısmını babası taşımıştı ama trene bineceği için bütün eşyaları o taşımak zorundaydı şimdi. Yanına okul kitapları dışında ek kitaplar da almıştı. Artık bu kararından pişmandı. Seneye ya babası da buraya kadar gelecekti ya da kitaplarından vazgeçecekti. İkinci seçeneği asla yapmazdı. Babasının onunla buraya kadar gelmemesinin nedeni işe yetişmek zorunda olmasıydı. Genç cadı onun çok çalıştığını biliyordu ama annesini aramak için çok çalıştığından emindi. Bunu anlamayacak kadar kör değildi Luciana. Hogwarts’ın açılmasıyla artık o kadını arama çalışmalarını daha rahat yapabilirdi babası. Bu yüzden bütün yaz boyunca kendini babasının yanında bir yükmüş gibi hissetmişti. Ayrıca diğer senelere göre daha çok tartışmalardı. Bunlar o kadar büyük tartışmalar değildi ama Lucy bunları önemsiyordu. Ayrıca babası araştırmalarının sonucunda eğer annesinin kendi isteğiyle gittiğini öğrenirse Lucy onun yeniden bunalıma gireceğinden çok korkuyordu. Zaten büyük ihtimalle kendi isteğiyle gitmişti. Aslında ölmüşte olabilirdi çünkü kaç senedir ortalıkta yoktu. En azından onları iki dakikalığına da olsa ziyaret edebilirdi. Bunu yapmayacak kadar ruhsuz olabilirdi belki. Annesinin gidişinin veya başına neler geldiğinin hakkında o kadar çok olasılık vardı ki, bu kızın bile kafasını karıştırıyordu. İşte bu yüzden çoğu zaman bunları düşünmemeye çalışıyordu. Treni gördüğünde yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı. Kahverengi, deri valizini trene yerleştirip, kendi kompartımanını buldu. Tren hareket ettiğinde ailelerin, çocuklarına el salladığını görünce nedenini anlayamadığı bir şekilde hüzünlendi. Hayır, bu sene bu olumsuz ve karmaşık düşünceleri kafasından atmalıydı. Hogwarts’ta bu yıl mükemmel geçmeliydi…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kompartıman 5
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: ||| Büyücü Dünyası :: Londra :: King's Cross Tren İstasyonu-
Buraya geçin: