AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İstenmeyen Karşılaşma

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Stevan Agesilaos
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 34
Kayıt tarihi : 18/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: İstenmeyen Karşılaşma   Perş. Ağus. 18, 2011 3:48 pm

..
Kendra Matthews.Stevan Agesilaos.Aleksa Stanlavis



En son Stevan Agesilaos tarafından Salı Ağus. 30, 2011 6:08 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stevan Agesilaos
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 34
Kayıt tarihi : 18/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: İstenmeyen Karşılaşma   Perş. Ağus. 18, 2011 4:01 pm

    Ailesinden gelen mektup kadar hiçbir şey yaralayamazdı onu herhalde. Onun değer verdiği şeylere değer vermemiş olmaları onun canını acıtmıştı. Ablası hakkındaki düşüncelerini biliyorlardı. Kendileri kızlarını aile defterinden silmiş olabilirlerdi ama bu onun da sileceği anlamına gelmiyordu. Şu hayatta onu anlayan tek kişiydi ablası. Belki onlara göre yanlış bir yol seçmişti ama buna rağmen ailesini silememişti. Özellikle de kendisine karşı anlayışlı tutumuydu ona hâlâ saygı ve sevgi besleme nedeni. Her zaman doğum gününde gizlice gelen hediyeler ve mektuplar şu hayatta sevdiği tek şeydi. Noel’de ona gelen hediyeler… Onun nelerden hoşlandığını, ilgi alanlarını çok iyi biliyordu. Üstelik yıllardır görüşmüyorlardı.

    Garsonun yıllar sonra getirdiği içkisinden büyük bir yudum aldı. Boğazı biraz yanmıştı ama şu anda istediği tek duygu buydu. Elindeki mektuba tekrardan baktı. Annesinin özenli yazısının nasıl da dikkat çektiğine baktı. Anlayışlı bir dille yazmış gibi süs vermişti ama sözleri ne kadar zehirliydi en iyi o biliyordu. “Onun eşyalarını artık bu evde istemiyoruz. Unu en iyi senin bilmen gerekirdi. Oysaki sen onun yandaşlığını yapıyorsun tatlım.” Ama artık yargılamıyordu ailesini. Hata ondaydı. Eşyalarını daha gizli bir yerde saklamalıydı. Şimdi asıl düşüncesi ablasına ne diyeceğiydi. Biliyordu ki bu duruma acayip sinirlenirdi. Nasıl diyebilirdi ki ona eşyalarının çöpü boyladığını. Öfke ve umutsuzluk karışımı duygular arasında elindeki bardağı parmaklarının arasında çevirip dururken omzuna dokunan bir el hissetti. Hızlıca silkti omzunu. Ailesinden hiç kimseyi çekebileceğini sanmıyordu. Sırtının yanına düşen el tekrar omzuna dokundu ve bu sefer sertçe kendisine çevirdi genç büyücüyü.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aleksa Stanlavis
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Mücadele Tarafı : Hiçlik
Kayıt tarihi : 12/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: İstenmeyen Karşılaşma   Perş. Ağus. 18, 2011 4:38 pm

    Yanında yaşadığı yaşlı kadından zar zor izin alıp okul için gerekli malzemeleri almak için kendini direkt Diagon Yoluna atmıştı. Okulların açılmasına daha zaman olduğunu için kalabalık değildi buralar. En azından öğrenci ve ebeveynleri yoktu ortalıkta. Buna şükretti genç cadı. Dayanamıyordu akranlarının ailesi ile gezip tozmasına. Uzun zamandır alışverişini kendi yapıyordu. Yanında kaldığı kadın, Bayan Velimir, onunla alışverişe çıkmayı reddediyordu. Zaten onunla şu sokakta yürüse hiçbir şey alamazdı kendine. Ellerini ceplerine atıp yayıla yayıla yürümeye başladı. Üzerine giydiği deri ceket onu terletmeye başladı. Dayanamayıp çıkardı onu üzerinden. Koluna asıp yürümeye devam etti. Yoldaki kırık kaldırım taşının üzerinden atlarken bir taşa basıp dengesini kaybetti. Kendini aniden yerde bulan genç cadı öfkeyle bastığı taşa baktı. Ama gördüğü şey taştan ziyade siyah, deri kaplı bir cüzdandı. Sinirle eline alıp evirip çevirmeye başladı. Tek eliyle yerden destek alıp kendi yukarı doğru çekti, pantolonunun arkasını temizlemeye başladı. . Cüzdanın içini açıp kimlik olup olmadığına baktı. Bazen kendini bu konuda tuhaf hissediyordu. Binadaşları içinde para var mı diye bakıp, varsa ceplerine atarlardı ama o… O ise sadece kime ait olduğuna bakardı. En sonunda kimlik benzeri bir belge buldu ve okumaya başladı. Stevan Agesilaos… Bu çocuğu biliyordu. Elinde kitap olmadan bir yere gitmezdi. Bazen tuvalette bile elinde kitapları vardır diye düşünmekteydi. Kahkahasına engel olamadan içindeki iyilik meleği ortaya çıktı. Bence kesinlikle bu kızda bir acayiplik vardı. Cüzdanı geri vermeyi düşünüyordu.

    Yoldan geçen ilk kişiye çocuğu tarif edip görüp görmediklerini sordu. Bu işi uzunca bir süre daha devam ettirdi. Sabır denilen şey aslında yoktu buz kızda. Orayı terk etmeyi düşünüyordu. Hatta beynine cüzdanı cebe atma düşüncesinin tohumu düştü. Artık sorduğu yedinci kişi çocuğu nerede gördüğünü söylemeyi başardı. Çatlak kazanda ondan beklenilmeyecek derecede çok içtiği söyleniyordu. İçmek mi? Ne halt ediyordu ki bu çocuk? Neyse onu ilgilendirmezdi. Hızla Çatlak kazana doğru ilerlemeye başladı. Oraya girdiğinde çocuğu üzerinden hiç çıkarmadığı hırkasından tanımıştı. Hızla ona doğru ilerleyip çocuğu uyarmak adına elini sırtına koydu. Yavaşça genç büyücünün ona doğru dönmesini beklerken, o oldukça kaba bir şekilde omzunu silkmişti. Neye uğradığını şaşıran genç cadı öfkeyle tekrar dokundu genç adamın sırtına. Üstelik bu sefer onu hızlıca kendine doğru çevirmişti. Ses tonuna hâkim olamadan ona doğru bağırmaya başladı. “Bana baksana sen! Biraz kibar ol! Burada senin kaşın gözün için gelmedim. Bende bir emanetin var. Onu getirdim.” Elini kaba bir şekilde adamın omzundan çekip bacağının yanına koydu. İçindeki Slytherin kanı ortaya çıkmıştı.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kendra Matthews
Gryffindor V. Sınıf
Gryffindor V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 27
Evcil Hayvanı : Max adında bir köpek
Kayıt tarihi : 27/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: İstenmeyen Karşılaşma   Cuma Ağus. 19, 2011 12:23 am

13.00-Ayyaşa dört paket sigara
13.05-Aptal market görevlisine derdini anlat
13.10-Sonunda derdini anlatabildiğin market görevlisine kötü bakışlar atıp oradan uzaklaş-sanki ertesi gün görmeyecekmişsin gibi-
13.15-Sokak serserileri ile uğraş.
.
.
.

Bu liste her tatilin başında başlar ve son günü sona ererdi. Evet, ayyaş bir babanız varsa ve Çatlak Kazan'a bile gitmeye üşeniyorsa sanırım size yağdırılan emirlere uymaktan başka seçenek kalmaz. Kendra'nın yaptığı tek şey buydu. Emirlere itaat etmek. Sırf annesi için katlanıyordu tüm bu olanlara. Yoksa çoktan o evden ayrılmıştı. Annesi olmasa o adamı uçurabilirdi. Sonuçları ne olursa olsun -ki bunu Hogwarts'ta gayet iyi öğrettiler- bunu göze alabilirdi. Annesini hiç anlamıyordu. Kocasından her gün dayak yediği halde onun evini temizliyor, ona yemek yapıyordu. Kendra buna o kadar sinirleniyordu ki. Annesinden aldığı cevap her zaman aynıydı. "Baban yoksa para da yok!" Sözler sadece çaresizlik yüklüydü ve oldukça sinir bozucuydu. Ona, o evden kaçıp kurtulurlarsa hem daha mutlu olacaklarını hem de daha fazla para kazanabileceklerini anlatmaya çalıştı. Bunu binlerce kez denedi. Ya o, annesini anlamıyordu ya da annesi onu.

Boynunda, kolye şeklindeki eski saatine baktı. On üç on beş. O bira manyağı üç beş genci alt etmeyi öğrenmişti. Artık sorun değillerdi. Çatlak Kazan'a girilen araya geldiğinde o serserilerin yeri boştu. Buna şaşırdı Kendra. Her gün, aynı saatte, aynı yerdeydiler. Ama bugün biri bile yoktu. Kendisiyle gurur duydu. Demek ki onlara olan uyarıları işe yaramıştı. Tam o sırada mutluluk duygusu yerini paniğe bıraktı. Arkasında dört tane dev köpek havlayarak ona doğru ilerliyordu. Kendra, bu salyaları akmış ve oldukça aç görünen dört köpeğin hedefi olduğunu anladı. Anında koşmaya başladı. Ne yazık ki köpekler kadar hızlı değildi. Ama şanslıydı. Çatlak Kazan'a az kalmıştı. Tüm gücünü kullanarak hızlanmaya çalıştı. Ama pek işe yaramadı. Çünkü köpeklerden birinin pençesi gömleğini yırtıp koluna geçti. Dengesini kaybediyordu. Tökezlemeye başladı. Yere düşmek üzereydi ki Çatlak Kazan'ın kapısını gördü. Neredeyse dibindeydi. Beş-altı metre ancak vardı. "Biraz daha dayan Kendra." Tüm gücünü topladı ve sonunda Çatlak Kazan'a girdi. Arkasına bakarak koşuyordu. Bir sandalyeye ayağını çarpmasıyla kendine geldi. Gözleri kısa bir süre için kapalıydı. Açtığında kendisiyle beraber sarışın bir çocuğun da yerde olduğunu gördü. Elindeki sigara paketleri etrafa yayılmıştı. Kolundaki derin yara iyice sızlamaya başlamıştı ve gömeğinin kolunun yarısı kan olmuştu. Saçı başı birbirine girmişti. Ama bunların farkında değildi. Rahatladığını belli eden bir "ohh" çekti. Hala yerdeydi ve karşısında yeri kendisiyle beraber paylaşan çocuk ona bakıyordu. Nefes nefeseydi Kendra ama olduğu yerde öylece durdu. Gözlerini kapattı. Elleri yere dayalıydı. Nefesinin düzene girmesini bekledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stevan Agesilaos
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 34
Kayıt tarihi : 18/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: İstenmeyen Karşılaşma   Salı Ağus. 30, 2011 6:04 pm

    Omzundan tutulup hızla geriye doğru döndürülünce neye uğradığını şaşırdı genç adam. Gözleri fal taşı gibi açılmış, öylece karşısındaki kıza bakıyordu. Bakışları yavaşça kızın kafasından ayaklarına doğru kaydı. Sonra tekrar yukarı çıkıp kızın yüzünde odaklandı. İçinden bir ses ona az sonra birileri ile saçma sapan bir muhabbete gireceğini söylüyordu. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı. ”Seni tanıyor muyum?” Söyledikleri her ne kadar soru gibi gelse de aslında amacı soru sormaktan oldukça uzaktı. Aslında istediği şey kıza haddini bildirmekti. Kaşlarını gerçekleri açığa çıkarmış bir dedektif gibi kaldırarak kıza baktı. Kızdan ise öfke dolu bakışlar haricinde bir cevap alamayacağını anlamış olacak ki sözlerine devam etti. “Bu kadar düşünmene gerek yok. Seni tanımıyorum. Yani sende bana ait bir şey olma ihtimali çok düşük. Ama sen hesaplayamayacaksan ben hesaplayayım. Bu ihtimal binde bir gibi bir şey.” Tekrar önüne dönecekti ki kızın eli sertçe omzuna kondu. Bakışları daha da öfkeli bir hâl aldı. İlk başlarda güzel denebilecek olan yüzü birden ürkütücü bir çirkinliğe büründü. Söylediklerin az biraz pişman olmuştu. Üst üste içtiği içkiler ona aptal cesareti vermişti anlaşılan. Boğazını temizleyip daha dik durmaya başladı. Söylediklerinin hâlâ arkasındaymış gibi davranmak ona ne kazandırırdı bilmiyordu o anda.

    Konuyu dağıtıp kızın neden onun yanına geldiğini soracaktı. Böylece kız bir ihtimal aralarındaki aptalca söz dalaşını unutup kendini görevine adayabilirdi. Sandalyesini hızla kıza doğru çevirip ona iyice baktı. Kızsa yanındaki sandalyeye bakıyor gibiydi. Kızla fazla muhabbet etme isteği olmadığından onu masaya davet etme gibi bir gereklilik de görmedi açıkçası. Bu yüzden ona söze başlamasına teşvik eden bir bakış attı. Kız biran önce konuşup sonra son hızla gitmeliydi oradan tıpkı geldiği gibi. Bu yüzden olabildiğince karşısındaki genç cadının sözlerini kesmemeye çalıştı. Ama beklentileri hiçbir zaman doğru çıkmıyordu. Yalnız kalmak için geldiği bu mekânda onu rahat bırakmayan insanlar gibi… Konuşmaya yoğunlaştığında her zaman yaptığı gibi sandalyesinde öne arkaya sallanmaya başlamıştı. Tam öne doğru kendini hareket ettirmişti ki birden gözlerinin önünde sarı bir saç uçuşmaya ve kendisimi beraberinde yere sürüklemeye başlamıştı. Ne olduğunu anlamaya zaman bulamadan kendini ağır çekimde yere doğru düşerken buldu. Tutunacak bir yer bulmak için eli havayı karışlıyordu ama sanki uzay boşluğundaymış gibi hiçbir şeye tutunamıyordu. Egosunun gün içindeki yukarı çıkışı ne kadar aniyse yere düşüşü de o kadar ani oldu. Sandalyenin üzerinden -ya da aşağısından demek daha doğru olur- baktığında tozlu zemini çok net görüyordu. Bozuntuya ermeme için kendini yukarı çektiğinde ise bu zamansız kazaya sebep olan yaratık ile yüzyüze gelmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aleksa Stanlavis
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 88
Mücadele Tarafı : Hiçlik
Kayıt tarihi : 12/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: İstenmeyen Karşılaşma   Salı Ağus. 30, 2011 7:26 pm

    Erkeklerin aptal varlıklar olduğuna dair bir sürü şey duymuştu Bayan Davis’den. Aslında evde kalmış bir bunağın erkekler hakkında söylediklerinin ne kadarına güvenebilirdi, bu konuda hep şüpheleri olmuştu. Ama şimdi gerçekten çok iyi anlıyordu yaşlı cadıyı. Karşısında duran geri zekâlıya bir ders vermeyi çok isterdi. Ama gerçektende alınacak en sağlıklı karar, vereceğini verip oradan uzaklaşmak olacaktı. Karşısında durup kendini gerçekten de çok önemli zanneden birine göre oldukça asil bir davranış olacaktı bu aslında. Başka bir açıdan bakıldığında çocuğa hak verebilirdi. O çocuğu tanıyor diye çocuğun da onu tanıması mı lazımdı.* Bu yüzden sükûnetini koruyup işini halletmesi lazımdı. Ama kafasına sonradan dank eden şeyler olmuştu elbette. Bu çocuk gerçekten kendini beğenmiş biriydi. Ona soru sormaktan çok onu yargılamış, onu suçlamıştı. Aleksa nasıl bir hataya düştüğünü anladığında alsında biraz geç olmuştu. Dilinin ucuna gelen kelimeleri bastırırken aslında aklından geçenleri yüzüne yansıttığının farkındaydı. Bunu bilerek yapmıştı ve karşısına geçen her küstaha insanları -yani birçoğunu- rahatsız eden bakışlarını göndermekten asla çekinmeyecekti. Her ne kadar diğer Slytherinlilerin aksine o biraz daha ılımlı yaklaşsa da insanlara karşı onun da deli damarı vardı ve bu inkâr edilemezdi. O bunları düşünürken konuşmanın sağlıklı olmayacağını varsayarak susuyordu ama karşısındaki onun bu suskunluğunu konuşmayı bilemeyecek kadar aptal olma gibi saçma bir düşünceyle açıklıyordu. O sustukça genç adam Aleksa’yı beyninden özürlü sanmaya devam ediyordu. Bazen cidden kişiliği konusunda şikâyet etmiyor değildi. Yani, kaba saba insanlara kötü davranan biri olsaydı işler daha kolay olacaktı. O cüzdanı sahibine getirmek, sahibinin hak etmediği bir erdemdi doğrusu. Elini cebindeki deri cüzdana atıp bekledi. Eğer karşısındaki kendini beğenmiş ukala genç büyücü susmayı düşünürse ona eşyasını verecekti.

    Beklentisini gözleriyle anlatabilmiş miydi yoksa bu Stevan denilen salağın telepati yeteneği mi vardı bilmiyordu ama en sonunda onu dinlemeye karar verdiği belli oluyordu. Belki kaba davranışlarının yanı sıra hamurunda belli oranlarda kibarlık da vardır umuduyla çocuğun yanındaki sandalyeye odaklandı ama umutları çoktan çer çöpe karışmıştı. O da beklemenin anlamsız olduğunu fark etti ve cebindeki cüzdanı çıkardı. Ama o sırada, kız oğlana içinden küfürler ederken birden kendisine doğru çarpık bir şekilde gelen sarışını fark etti. Aslında gelmek değil de resmen onların üzerine çullanacakmış gibi duruyordu. Nitekim öyle de oldu. Sarışın kız birden sandalyeye takılıp kendini yere doğru atmış, sandalyenin üzerindeki kurbanı ise kaderiyle baş başa bırakmıştı. Sandalyende öne arkaya sallanırken aslında farkında olmadan kendi sonunu hazırlamıştı. Sandalye öne doğru düşerken o kollarıyla havayı yarmaya çalışıyordu. Gözleri fal taşı gibi açılan genç kız manzara karşısında donup kalsa da son anda ellerini atıp içlerinden birini kurtarmaya çalışmıştı. Bunun kalben yapılmış bir eylem olmadığını çok iyi biliyordu. Refleks. Bu durumu açıklayan en doğru kelimeydi. Ama reflekslerinin güçlü olmasına rağmen tutamamasının nedeninin kalpten geldiğini çok iyi biliyordu. Yere yapışan genç adama bakıp şuh kahkahasını geniş mekânda yankılanmasına şahit olduktan sonra elini yere düşen kıza uzatıp onu yerden kaldırma isteği doğdu kendisinde. Manzara aslında oldukça manalıydı. Yani böyle bir durumda imana gelse kimse şaşırmazdı. Yukarılarda bir yerde diğer insanların bahsettiği şu ilah gerçekten var olsa ancak böyle bir adalet gerçekleşebilirdi. Yere eğilip kızın kollarını tutmadan önce bakışları yere dağılan eşyalara takıldı. Sigara paketleri oldukça dikkatini çekmişti. Aslında ona garip gelmişti. Yavaşça yerdeki paketleri toplarken ortamdaki gerginliği azaltmak adına konuşmaya başladı. Aslında sözleri tamamen kızı hedef alıyordu. “ Merak ettim, seni kim gönderdi böyle bir anda. Sanırım gerçekten de bu dünyada adalet çoğu zaman gitmesi gerektiğini yeri buluyor. Hem de çita hızında.” Tekrar kahkahasını savurduktan sonra yüzünü oğlandan yana dönüp mırıldandı onun duyabileceği bir sesle. “Zekâ seviyen seni yerin dibine düşmeni engellemedi mi yoksa? Yazık olmuş desene.” Gözlerine anlamlı bakışlar yükleyerek bakışlarını genç adamdan uzaklaştırdı. Hemen yanındaki genç kızla ilgilenmeye başlamıştı bile.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İstenmeyen Karşılaşma
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Karşılıksız verilen başarı
» GNOSİS

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: ||| Büyücü Dünyası :: Londra :: Çatlak Kazan-
Buraya geçin: