AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ~ Kararsızlık

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
James Dean Caliente
Gryffindor VI. Sınıf & Sınıf Başkanı
Gryffindor VI. Sınıf & Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 1364
Doğum tarihi : 24/12/90
Yaş : 27
Mücadele Tarafı : Keyfine göre.
Sihirsel Soy : Melez.
Kayıt tarihi : 14/05/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Kovalayıcı
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
30/60  (30/60)

MesajKonu: ~ Kararsızlık   Perş. Tem. 14, 2011 11:56 am

Xantharia La'Quiniela demiş ki:
Güneş battı batacak... Akşamın alaca renkleri içinde kendimle başbaşayım. Ben hiç güneşi gördüm mü, güneş gözlerimi kamaştırırken bile? Aklım karıncalanırken binbir düşünceyle bir perdenin arkasından bakıyorum dünyaya. İnsanlar, sevgileri, mutlukları, koşuşturmaları bir kıskançlık nedeni olur muydu daha önceden? Yalnızlığımı bile kıskanıyorum. Ölümü bekleyen hastalar gibi çaresizim. Yazıp çöpe atılmış intihar mektupları gibi düğümleniyor sözler boğazımda. Günler birbirine karışmış, anlamını yitirmiş anılar. Zaman kendi içinde kaybolmuş, geçemiyor içinden. Akrep yelkovana, yelkovan akrebe inat kıpırdamıyorlar. Bedenim benden ağır, aynadaki ben başka biri... Uzuyor uyku saatleri. Hissizleşiyorum yavaş yavaş. Kekremsi bir tat bırakıyor ağzımda hayat. Düşlerim birer birer düşüyor gözlerimden, binbir parçaya ayrılıyorlar, hepsinde de senin adın yazılı. Sen ise ya hiç okumamışsın mutlu sonları ya da çoktan bırakmışsın çocuk masallarını. Yine de izliyoruz aynı filmi. Son çoktan öğrenilmiş, çoktan ezberlenmiş olsa da replikler.

Acı sona rağmen senaryoya sadık oyuncular gibiyiz. Ama susuyorsun, susuyorum ve mühim bir susama hadisesi tartışılıyor kurumuş dudaklarda. Ne olur ne olmaz diye bekletiyorum gözyaşlarımı, kim bilir arkandan dökerim belki, dönüşün de gidişin kadar çabuk olsun diye. Derken bütün lanetlere yakışır bir olay oldu, daha doğrusu olamadı hiçbir şey. Hani hiçbir şeyi anlatamazsınız ya, hani lüzumsuz gibi göstermek istersiniz her şeyin içindeki bütün sıkışıklığa rağmen kıpırdamayan hiçliği, işte buydu olan. Yani hiçbir şey... Nice büyük kalemler basit bir noktayla sonladı bu ayrılıkları. Ama olmuyordu. Her ne kadar yası tutulacaksa da katletmeden olmuyordu kelimeleri. “Gideceksen git.” Diyorum ve en sonunda vazgeçiyorsun yorgun banka yük olmaktan. Susuyoruz bütün konuşacaklarımızı. Zaten nasıl söylenirse söylensin hep aynı şekilde acıtıyor gidişler. “Kendine iyi bak.” Diyorsun, ben kendimi sende kaybetmişim, kalmıyor bakacak bir şeyim.

Yenilmekten yorgun düşmüş hayallerim boğuyor umutlarımı bir kaşık gözyaşında. Kalan son gücümle izliyorum terk edişini. Sessiz çığlıklarım sağır ediyor zihnimi. Tutunamıyorum, yeryüzü çekiliyor ayaklarımın altından. Sen yoksun, gözlerin yok, ellerin yok… Pes ediyorum. Gidişin çekiyor tetiği ve yokluğun saplanıyor kalbimin en sol köşesine. Ve ben yenik çıkıyorum haritası gözyaşlarımda gizli savaş meydanımdan.

Ruhum sürükleniyor beyaz bir hastane iklimine. Gözyaşlarım sessizce akıp izler bırakıyor arkamda, ölüm peşimi bırakmasın diye. “Durumu ağır.” Diyorlar. Yaram büyük, kalbim ikiye bölünmüş. Gözyaşlarım devam ediyor akmaya, durduramıyorlar. Saplıyorlar neşteri göğsüme, ama çıkmıyor kurşun, kabuk bağlamıyor açtığın hiçbir yara. Bıraksınlar istiyorum, ölümden beter yaşamak, yaşamaya çalışmak. Söndürsünler ışıkları, gözlerim alışsın karanlığa. Gidin artık, kapatın tüm kapıları. Üzerime atacağınız toprak kalsın sadece, o yeter beni uyutmaya. Ağlamayın sakın ardımdan. Yeterince gözyaşı döküldü bu ayrılık davasında. Duyanlar dinlemiyor, dinleyenler duymuyor. Kelimeler dilsizleşiyor dudaklarımda…

Pencereden yansıyan ay bile solgun. Işığını son bir gayretle bırakıyor üzerime. Yargılanıyorsun bilerek kalp kırmaktan. Gururum çaresiz, diz çökmüş “Yeter ki gelsin.” Diyor, ama sen duymuyorsun. Beni bana düşman eden, sensiz gecelerimin tek şahidi gözyaşlarım süzülürken yanaklarımdan aniden duruyor kalbim, hem de bir daha hiç sevmemek üzere. Sadece seni gören gözlerim tamamen kapanıyor ve sonsuz bir matem siyahlığına bürünüyor dünyam.

Aşırı gözyaşı kaybı diyor ölüm raporum. Sönüyor ışıklar, susuyor dudaklar, buz kesiyor bedenim. Kimse fark etmiyor gidişimi. Bir gözyaşlarım kalıyor geriye o da her seferinde erteliyor hem hâkimi hem de faili olduğu davasını. Güneş artık kızıllığını yitiriyor ve derin bir uykuya çekiliyor, perdemi sımsıkı kapatırken…

Ihm ilk defa bir RP konusunda kararsız kaldım. Kaç verilmeli sizce bu RP'ye? Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
~ Kararsızlık
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg ::  Geçmiş-
Buraya geçin: