AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bakanlık Toplantısı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mystique Oak Cynthia
Yönetici & Sihir Bakanı
Yönetici & Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 638
Doğum tarihi : 10/09/91
Yaş : 26
Mücadele Tarafı : Sihir Dünyası
Sihirsel Soy : Purebred
Kayıt tarihi : 09/11/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
50/60  (50/60)

MesajKonu: Bakanlık Toplantısı   Ptsi Haz. 13, 2011 11:33 am

    “Herkes hazır efendim, sizi bekliyorlar.”
    “Sanırım zamanı geldi…”

    Genç kadın zarif bir hareketle gümüşi masanın ardında beliren genişçe ve rahat koltuğunun üzerine yerleştirmiş olduğu, ruhuna ve direncine nazaran daha narin bir yapıda yaratılmış hassas vücudunu oldukça uzun ve nazenin bacaklarının üzerine doğrultmuş, bedenini tabiri caizse uçsuz bucaksız sayılabilecek ferah odanın sıcak havasından alıkoyup birazdan gerçekleşecek olan olayın soğuk ve bir o kadar da ciddi havasına teslim etmek zorunda kalacaktı. İnce uzun silueti, zarif bedenini örten lacivertin siyaha çalan bir renginde dirim bulmuşçasına taş koridorların, adeta eski bir mabede ithafen boy gösterdiği sert ve soğuk zemininde salınmakta, ayak sesleri her adımında daha da belirginleşip adeta varlığını diğerlerine hissettirmekle yükümlüydü. Genç ve güzel kadın, ufukta belirginleşmeye başlayan griliğin büyüsüne kapılmış koridorlarda İngiliz asaletine yakışır bir biçimde süzülürken, üzerine doğru çevrilen her bakışta aynı duyguları görmek mümkündü, saygı ve itaat. Ve yine aynı gözlerde, aynı soruyu yakalamakta en sıradan insanı bile zeki bir varlığa dönüştürecek türden değildi, böylesine genç bir kadının burada işi ne? Elbette ki böylesine bir soruyu Que’e yöneltebilecek tek bir insan evladı dahi yoktu neredeyse uçsuz bucaksız diye nitelendirilebilecek bu büyülü mekân içerisinde, belki korkudan belki de saygı diye nitelendirilen, güçsüzün güçlüye karşı duyduğu, kimisine göre içten gelen lakin tıpkı Que de olduğu gibi kimisine göre de şartların ve yıllar yılı süregelmiş düzenin yarattığı zorunluluktan ötürü duyulan bir his olabilirdi bu çıkmaz sorunun olası tek cevabı. Seçimleri hangi şıktan yana olursa olsun, önemli olan bu hiyerarşik düzende ırkının menfaatlerini korumak ve onlara korkudan çok güven duygusu aşılayabilmekti. Ve son gelişen olaylar bu konuda daha fazla çalışması gerektiğini gözler önüne seriyordu. Koridor boyunca yanında sus pus hareket eden adam, üzerine geçirdiği siyaha çalan koyu gri cübbesiyle oldukça sıradan ve ürkütücü bir görüntü sergilemekten geri kalmıyor, lakin adamın büyücü dünyası için konumu yadsınamaz derecede bir önem teşkil ediyordu. Yardımcısı Llywelyn ile ilişkisi aslında tipik bir bürokratik hiyerarşiden daha fazlası sayılmazdı. Evet, iyi anlaştıkları bir gerçekti lakin yine de aralarındaki kıdem farkı ilişkilerine de oldukça yansımaktaydı. Önünde beliren tahta kapı saniyeler içerisinde hışımla açılmış ve yuvarlak bir masa etrafına kurulmuş bakanlığın kıdemli kıdemsiz bütün çalışanları, genç kadına adeta reverans verirmişçesine ayakları üzerinde doğrulup kadının odanın içerisinde salınışını pür dikkat izlemişlerdi. Que aynı serikanlılıkla masanın en başındaki yerini alır almaz koltuğuna kurulup zarif bir bilek hareketi ile toplantıyı başlatmıştı.

    “Öncelikle bugün burada toplanmamızın amacı, diğer zamanlardakinin aksine daha farklı ve daha sıra dışı bir olay. Eminim hepiniz biliyorsunuz ki, emekli hâkimlerimizden Viserys Bonheur hunharca katledilmiş bir şekilde bulunmuştur. Bu cinayet hakkında detaylara inmeyeceğim. Uzun zamandır karşılaşmadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Anayasa gereği, bir vampirin bir büyücüyü öldürmesi büyük bir suç teşkil ediyor. Lakin buradaki önemli husus katilin bir gece yaratığı oluşu. Yasalar belli, gereği yapılmalı. Sizi buraya çağırma sebebim aslında tam olarak bu değil. Bu saldırının son olmasını ne kadar ümit edersem edeyim, yine de aldığımız bazı önlemlerin yeterli olmadığı ve geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu konuyla ilgili neler yapabileceğimizi tartışıp, halkımızın üzerindeki bu korkuyu silmemiz gerek.”

    Bu görevi yeni üstlenmesine karşın otoriter yapısı bu iş için biçilmiş kaftan olmasını sağlıyordu. Eskimemiş bir yüzü ve idealist düşünceleri oldukça çekici bir hava bürüyordu Que’ye. Salonda fısıldama sesleri yükselmekte ve herkesin yüzünde aynı ifade okunmaktaydı. Bonheur’u tanıma fırsatı edinebilmişti, bakanlıkta uzun yıllar devirmiş olan safkan büyücü böylesine bir sonu hak etmiyordu. Neden katiline karşı koyamamıştı? İşte bu soru kurcalıyordu aslında kafasını. Kendisine üstün sihir yetenekleri bahşedilmiş bir büyücü nasıl olmuştu da bir gece yaratığı tarafından katledilebilmişti? Bu sorunun cevabı her ne kadar muamma olursa olsun, sonuç belliydi. İnfaz. Öncelikle yaratığın bulunup sonsuzluğa gönderilmesi ve ırkdaşlarına bir anlamda gözdağı verilmesi gerekiyordu. Bu sorunu birkaç seherbaz ile kolaylıkla çözebilirdi evet, lakin sorun bu da değildi. Sonuçta bir vampir bir büyücünün kanının tadına doyasıya bakmıştı, bu diğerlerini neden cezp etmeyecekti ki? Sihir dünyası tehlike altında mıydı yoksa, yada gereksiz bir haz hikâyesi miydi bu tam olarak? Bin bir soru, içinden çıkılamayan bin bir düşünce. Zihnindeki gri sis bulutlarını dağıtır dağıtmaz, çevresindeki fısıldaşmaların arttığını lakin herhangi birisinin adamakıllı bir cevap bulamadığını fark etmişti. Elini masaya doğru kaldırıp sert bir biçimde pürüzsüz yüzeyi aşındırdığında, tüm gözler üzerine çevrilmişti. Donuk gözleri ve soğuk bakışlarını tamamlayan sert ifadesi bütün büyücülerin çehrelerinde geziniyordu. Uçuk pembeye boyanmış dolgun dudakları hareket etmeye başladığında, ister istemez gözleri bir kişinin üzerine odaklanmıştı. “Sayın Faborg, bir grup oluşturup, bu olayın vuku bulmasına sebep olan yaratığı yakalayarak gereğinin yapılmasını sağlayınız.” Salonda bulunan bunca insanın aksine bir tek bu adamın gözlerinin içine odaklanmıştı, lakin bu durum saniyeler içerisinde gerçekleşmişti ki kahrolasıca bir yanlış anlaşılmanın içerisine düşmemek için. Özel hayatı konusunda insanların diline düşmek isteyeceği son rezillik olurdu doğrusu. Masanın diğer ucundan bir büyücünün söz isteyişi dikkatini çekmişti şimdi. Adamı başıyla onaylamış ve gelecek fikirleri dinlemeye koyulmuştu, bakalım kimler ne kadar çözüm getirebilecekti bu sıradan duruma.

    Spoiler:
     



En son Mystique Oak Cynthia tarafından Salı Haz. 14, 2011 4:32 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aaron Everard Blaise
Büyüceşura Başhâkimi
Büyüceşura Başhâkimi
avatar

Mesaj Sayısı : 272
Doğum tarihi : 16/01/95
Yaş : 23
Sihirsel Soy : Safkan
Evcil Hayvanı : Alerjisi var.
Kayıt tarihi : 07/04/10

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bakanlık Toplantısı   Ptsi Haz. 13, 2011 6:57 pm

    Toplantının başlamasına bir iki dakika kala kafamı üzerinde çalıştığım dosyadan kaldırmış, tik taklarla hareket eden saate bir göz atmıştım. Seri hareketlerle masamdan kalkıp oymalı ahşap sandalyemin arkasına astığım cübbemi elime aldım ve toplantı salonuna ilerlemeye başladım. Kapalı kapıların ardındaki havasız odadan çıktığımda yüzüme çarpan hava beni ferahlattığı gibi terlemenin ardından gelen küçük titremelere de neden olmuştu. Elimin tersiyle yüzümde oluşan ter damlacıklarını silmek için durakladım bir an, ardından olabildiğince hızlı bir şekilde toplantı salonuna çıkan asansöre bindim. Altın parmaklıklar üzerime kapanıp asansör büyük bir takırtıyla hareket etmeye başladığında boşta olan elimle başımın üzerinde bulunan kanca benzeri kayışlı borulara tutundum. Sarsıntılar arasında düşmemi olabildiğince engellese de asansör her durduğunda bir ayağımı öne atıp dengemi sağlamaya çalışıyordum. Büyük bir güçle kutsanmış olan bizler, büyücü toplumu, gideceğimiz yere bir saniyede ulaşabilirken basit bir asansörün sarsıntısını engelleyemiyorduk, terzi ve sökük olayı, ne kadar klasik. Asansör yukarıya doğru çıktıkça kalabalık azalıyor, buna oranla gittikçe boşalan katlarda yankılanan sesler bir o kadar da artıyordu. Yedinci kata, seherbaz bürosunun olduğu kata, ulaşan asansörün altın parmaklıklarını kayarak açıldı ve beni, sarsıntılardan başı dönmeye başlamış genç hâkimi, dışarı kustu. Bir iki metre boyunca paytak adımlarla ilerleyip dengemi sağladıktan sonra derin bir nefes aldım ve ahşap kapıyı iterek içeriye, yuvarlak masanın etrafına sıralanmış bir avuç insanın bulunduğu odaya girdim. Cübbemi giyip boş sandalyelerden birisine kurulduktan yalnızca saniyeler sonra kapı tekrar açıldı ve Sihir Bakanı, hepimizin patronu büyük bir haşmetle içeriye girdi. İçeride bulunanlarla birlikte ayağa kalkıp bakanı selamladıktan sonra yerime oturdum. Ve Mrs. Cynthia toplantıyı başlattı. Konuşurken sesinden yayılan özgüven odayı dolduruyor, görünüşündeki kararlılığa destek veriyordu. Ancak söyledikleri, ilk konuştuğu andan itibaren, beynimde alarm çanlarının çalmasına yol açtığı gibi verdiği karar tüylerimi diken diken etti.
    “Öncelikle bugün burada toplanmamızın amacı, diğer zamanlardakinin aksine daha farklı ve daha sıra dışı bir olay. Eminim hepiniz biliyorsunuz ki, emekli hâkimlerimizden Viserys Bonheur hunharca katledilmiş bir şekilde bulunmuştur. Bu cinayet hakkında detaylara inmeyeceğim. Uzun zamandır karşılaşmadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Anayasa gereği, bir vampirin bir büyücüyü öldürmesi büyük bir suç teşkil ediyor. Lakin buradaki önemli husus katilin bir gece yaratığı oluşu. Yasalar belli, gereği yapılmalı. Sizi buraya çağırma sebebim aslında tam olarak bu değil. Bu saldırının son olmasını ne kadar ümit edersem edeyim, yine de aldığımız bazı önlemlerin yeterli olmadığı ve geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu konuyla ilgili neler yapabileceğimizi tartışıp, halkımızın üzerindeki bu korkuyu silmemiz gerek.”
    Sözlerinin yerini düşünceye bıraktığını belli eden gözleri olabildiğine sert bir biçimde hepimizin üzerinde tek tek dolaşıyordu. Fikirlerine zıt düşeni yok edebilecek kadar güçlü, hedefine sorunsuz ulaşacak kadar hırslıydı. Tekrar konuştuğunda doğrudan Baş Seherbazı muhatap almış, toplantıyı gereksiz kılacak şekilde bariz olan kararını uygulatmaya karar vermiş bir şekilde emirlerini sıralamıştı. Gözlerinin bana çevrilmesiyle havada olan elimi fark edip tereddütle indirdim ve sesimin mümkün olduğu kadar kararlı çıkması için çaba harcayarak konuşmaya başladım “ Sayın Bakanım, infaz kararı konusunda tereddütlüyüm. Yasalar gayet açık elbette… Ancak yargılamadan hükme varılmasını doğru bulmuyorum. “ Odadaki gözlerin yavaş yavaş bana çevrildiğini biliyordum, ancak doğrudan bakanın gözlerine bakarak devam ettim “ Suçlu yakalanmalı fakat dinlemeden infaz edilmemeli. Bu şekilde gecenin yaratıklarının öfkesini üzerimize çekebiliriz. Önerim, herkes tarafından kabul edilirse, vampirlerden oluşan bir heyetin tanıklık edeceği bir mahkemede suçlunun dinlenmesi ve vahşi cinayetin sebebinin araştırılmasıdır. Ceza ne olursa olsun İnanıyorum ki sadece bu şekilde vampirlerin güvenini sağlamlaştırabilir, taraf tutmadığımızı kanıtlayabiliriz. “ Söylediklerimin getireceği tepkiyi hissedebiliyordum. Heyecandan birbirine karıştırdığım kelimeler bu odadan utanç içinde ayrılmama neden olabilirdi elbet, yine de içimde oluşan korkuya aldırmadan bakışlarımı sabit, duruşumu kararlı tutmaya devam ettim.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
R. April Salvadore
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 39
Kayıt tarihi : 14/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bakanlık Toplantısı   Ptsi Haz. 13, 2011 10:22 pm

Sabahın erken saatlerinde gelen çağrı pusulası çok da beklenmedik bir şey değildi aslında ama yine de toplantının mahiyeti, son derece düşündürücü ve huzursuzluk vericiydi. Saldırının haberini aldıklarından ve ilk fotoğraflar ve raporlar önlerine geldiğinden beri büyü dünyasında konuşulan yegane konu buydu zaten; bir vampir nasıl olup da bir büyücüye saldırmaya ve hatta onu katletmeye cesaret edebilirdi? Bakanlıkta köşe başlarında, yemek vakitlerinde, daha doğrusu fırsat bulunan her an bu konu hakkında fısıldaşıldığını duyuyordu. Haber öylesine çılgınca bir hızla yayılmıştı ki önüne geçmek imkansızdı ve kulaktan kulağa geçtikçe gerçek olmayan çok fazla unsur hikayenin aslını bozmuştu. Şimdi büyüyen dedikoduları gerçeklerden ayırmak ve bir tavır belirlemenin zamanıydı; bakanlığın uzun zamandır yapacağı en ciddi toplantı olacaktı bu. En azından Alyssandra öyle düşünüyordu, on iki yıldır yasalar böyle ciddi şekilde ihlal edilmemişti hiç.

Toplantı zamanı yaklaştığında elindeki raporu bırakıp karargahtan çıktı uzun adımlarla. Düşünceli, başı önde yürüyordu. Aklında vampirler değil, kendi kişisel problemleri vardı. Fyodor’a asasını bile doğrultamadan yanından öyle ayrılmış olması yetmiyormuş gibi Rui’ye olan sadakati de bir anlık zaafla sarsılmıştı. Şimdi onun yüzüne bakarken kendisini suçlu hissediyor, tenine dokunurken bile tereddüt ediyordu. Konuşmayı düşünmediğinden değil, defalarca olanları anlatmanın eşiğinden dönmüştü ama bir türlü cesaret edemiyordu konuşmaya. Hata yaptığını biliyordu çünkü. Ruidoso yollarını ayırmayı isterse onu durdurmaya hakkı olmayacağının da farkındaydı ve onu kaybetmekten korkuyordu. Tüm bu kişisel problemlerinin yanı sıra yaptığı mesleki hata bu toplantıya katılmasının doğru olmadığını apaçık gösteriyordu Alyssandra’ya. Seherbaz olmak için uygun değildi, bir suçlunun öylece gitmesine izin vermişti; sırf duygularına karşı gelecek cesareti olmadığından üstelik. Şimdi bu toplantıda da aynı hezimeti yaşamaktan korkuyordu.


Toplantı salonuna girdiğinde masanın başında oturan bakanlık çalışanlarına başıyla şöyle bir selam verdi ve kendisine en yakın boş sandalyeye oturdu. Masanın etrafındaki bekleyiş gergin ve son derece sessizdi. Yalnızca en uçta oturan iki yaşlı bakanlık büyücüsü birbirlerine doğru eğilmiş fısıltıyla konuşuyorlardı ve son derece hararetli bir tartışmanın içinde gibi görünüyorlardı. Konunun ne olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildi bu şartlar altında. Diğer büyücüler arasında ise mutlak bir sessizlik hakimdi. Herkesin ifadesi öyle ciddiydi ki masanın etrafındaki gerginlik elle tutulacak kadar somuttu neredeyse. Fakat sessizlik çok geçmeden dışarıdan gelen ayak sesleriyle bozuldu. Bakan, her zamanki sarsılmaz özgüveni ve asil görüntüsüyle odaya girdiğinde masanın etrafında ilgilerin toplandığını gösteren kıpırtılar olmuştu. Herkes bakanın iki dudağı arasından çıkacak cümleleri duymak istiyordu, çünkü genç kadın ilk büyük sınavını verecekti bu olayla beraber.

Bakan konuşurken sesindeki otoriter tonlamaya rağmen onun endişeli olduğunu düşünüyordu Alyssandra. Genç yaşında büyük bir sorumluluk almış olmasının yanı sıra büyü tarihinde ilk defa yaşanan bir olayla karşı karşıya kalmışlardı; üstelik uzun süre devam eden barış döneminden sonra. Şimdi bakanlığın alacağı tavır hem bakanın kariyeri için, hem de büyü dünyası için önemli ve hayati bir adım olacaktı.

Bakandan sonra söz alan hakimin tereddütlü ve heyecanlı sesini dinlerken bakanlığın tavrının bu kadar yumuşak olmaması gerektiğini düşünüyordu. Yuvarlanan sözcüklerinin bitmesini bekledi sakince ve konuşması biter bitmez de elini kaldırdı, masa karışacak gibi görünüyordu çünkü. Daha cümleleri bitmeden masanın etrafında arı vızıltıları gibi mırıltılar dolaşmaya başlamıştı. Fikrini bir an önce belirtip sırasını savmak istiyordu; bakanın gözleri üzerine döndüğünde elini hızlıca indirip sandalyesinde dikleşerek oturdu ve ellerini masanın üzerinde birleştirdi. Doğrudan bakanın gözlerine bakıyordu. “Mr. Blaise’in söylediklerine katılmıyorum. Tavrımızın bu kadar yumuşak olmaması gerektiği kanaatindeyim.” Gözleri kısa bir süre için genç adama kaydı ve hemen ardından tekrar bakana döndü. “Anayasa açık, vampirlerin avları büyücüler olamaz; yasayı çiğneyen vampir için gerekli müeyyide uygulanmalı. Çünkü bir vampiri ruh emicilerle korkutamayız. Üstelik bir vampir heyetinin de tarafsız tanıklık yapacağına inanmıyorum. Büyücü kanı onlar için uzun zamandır arzulanan bir hedefti ve şimdi birisi bunun tadına baktı, daha fazlasını isteyeceklerdir.” Derin bir soluk alarak masanın etrafındaki yüzlerin üzerinde gezdirdi bakışlarını “Benim şahsi görüşüm büyücüleri bir an önce koruma altına almamız gerektiği yönündedir. Ama bunu vampirlerin kendilerini tehtid altında hissetmesine neden olmadan yapmamız gerek, zira bu masada kimsenin saldırıların hızlanmasını istediğini düşünmüyorum. Önce kendisini koruyamayacak kadar küçük olan cadı ve büyücüleri koruma altına almalıyız, fakat asasını kullanabilecek cadı ve büyücülerin de vampirlere karşı aciz durumda olduğunu öngörebiliriz sanırım bu şartlar altında. Katledilen emekli bakanlık mensubunun ne denli güçlü bir büyücü olduğunu hepimiz biliyoruz.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charlotte Northwood
Büyüceşura Hâkimi
Büyüceşura Hâkimi
avatar

Mesaj Sayısı : 12
Sihirsel Soy : Melez.
Kayıt tarihi : 02/06/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bakanlık Toplantısı   Salı Haz. 14, 2011 11:06 am

    Meşe ağacından yapılma, üzerinde Sihir Hukuku’na dair birçok kitabın da bulunduğu masasındaki pusulayı görmesiyle artık Bakanlığın da harekete geçtiğini anlaması çok sürmemişti. Mektubu eline aldığında gördüğü büyük kırmızı mühürden de bu kolaylıkla anlaşılabilirdi. Mührü yırtmasıyla açılan mektup ona yeri, zamanı ve konuyu bildirmişti. Tüm Büyü Dünyası’nı karıştıran vampir olayı Charlotte’ı diğerlerinin aksine fazlaca üzmüştü. Muhteşem bir bilgin olan Bonheur, aziz meslektaşı öldürülmüştü. Her gün gördüğü bir yüzü gazetelerin ilk sayfalarında görmek daha bir başka olmuştu şimdi onun için. Bakanlığa ulaştığı ilk andan beri bunun üzerinde düşünüyordu. Toplantıda tüm düşüncelerini belirtecek ve Sihir Bakanı’nın da mantıklı bir karar vermesiyle o iğrenç kan emici cezasını çekecekti. Aslında onlara karşı büyük bir nefret beslemezdi ama son yaşanan olay ve bunun arkasından getireceği olaylar onu endişelendiriyordu. Elbette bir kişiyle bu olay dinmezdi. Çok kan döküleceğine herkes kesin gözüyle baksa da bazıları hâlâ bu konuda endişeyle geri çekiyordu kendini. Belki korktuklarından belki de kimin tarafını tutacaklarına karar veremediklerinden kaynaklanıyordu bu çekilme. Sessiz ama hüzünlüydü. Öğrendiğinden beri araştırma yaptığı bazı konular vardı; kurt adamlar ve vampirler üzerine derin incelemeler gibi. Siyah cüppesinden açıkta kalan kısımda aynı renkte bir döpiyes görünüyordu. Kıyafetini her zaman taktığı tılsımlı, yuvarlak biçiminde altın rengi bir saat ile tamamlamıştı. Bu saat özeldi aslında, ona doğru kimin geldiğini gösteren özel bir büyüyle yapılmıştı. Hogwarts’tayken ölen amcası hediye etmişti ona. Araştırdıklarını geçirdiği birkaç parşömeni rulo yaparak kolunun altına aldı ve odasından çıkarak belirtilen yere doğru yürümeye başladı.

    Tek başına aştığı uzun koridorda kulağına çarpan tek ses ayakkabılarının çıkardıklarıydı. Belirli bir ritimde sürekli tekrarlanan bir melodi gibiydi. İçinde yaşadığı üzüntüyü bir kez bile yüzüne yansıtmamıştı. Genelde yüzünden eksik olmayan kibar gülümsemesi yerini sinirlilik düzeyindeki ciddi ifadesine bırakmıştı. O vampirin duruşmasında bulunarak onu Azkaban’a gönderme arzusu sanki attığı her adımda daha da şiddetli bir nefrete dönüşerek büyüyordu. Her katta bulunan ana salona geldiğinde bakanlığın gerçekten karıştığı görülebiliyordu. Sihirbazların yüzünde hep aynı şey okunuyordu; nefret, üzüntü ve adalet. Gördüğü birkaç arkadaşına başıyla ufak bir selam vererek asansöre girdi. Asansör geriye doğru bir hamle yaparken salonda gördüğü son görüntü iki görevlinin birini sürükleyerek duruşma salonundan çıkarılışı olmuştu. Bu kişinin davasına bakmamıştı ama Azkaban’a gönderildiğini biliyordu. Asansörün ani hareketleri ilk yıllarındaki kadar sarsmıyordu onu. Bir yere tutunmadan ve düşmeden oldukça rahat durabiliyordu en azından. Yedinci kata geldiğinde birer birer boşalan asansörde inme sırası kendisine gelmişti. Birkaç Bakanlık görevlisiyle birlikte aynı anda girdi toplantının yapılacağı salona. Çoğu sandalyenin dolduğunu görebiliyordu, bir cadının yanına oturarak beklemeye başladı. Birkaç sihirbazın olayı tartışması yerine o, sessiz kalmayı tercih etmişti. Çok geçmeden Sihir Bakanı da büyük bir ciddiyetle salona girdi. Herkes gibi Charlotte da zarif bir hareketle bakanı selamlayarak yerine oturmuştu. Konuşmasında olayı kısaca özetleyerek bakanlıktan fikirlerini istemişti. İlk sözü yine bir meslektaşı olan Blaise almıştı. Aslında söyledikleri zaten yapılması gereken ve yapılacak olan bir şeydi. Yargılamadan hiç kimse cezalandırılmazdı. Tabii bu koşullarda durum biraz değişmişti çünkü söz konusu kişi büyü güçlerine sahip bir vampirdi. Onu yargılarken gerçekten büyük tedbirlerin alınması gerekiyordu. Salondan yükselen uğultular bir seherbaz olan Leconte’un sözlerine başlamasıyla yeniden sessizliğe gömülmüştü. Herkes pür dikkat onu dinlerken onun belirttiği de güvenliği arttırmaya yönelikti. Elbette bu da gelişen ve daha da büyüyen olayların ışığında gerçekleştirilecek bir şeydi. Boğazını temizleyerek elini kaldırdı. Sihir Bakanı’nın onayı ile elini indirerek sözlerine başladı. ''Bir Büyüceşûra Hâkimi olan ki kendisi meslektaşımdı, Sayın Bonheur’un davasında Bay Blaise’e katılarak öncelikle yargılanmasını, Sayın Leconte’a katılarak güvenliğimizi arttırmamız gerektiğini destekliyorum. Özellikle güvenlik konusunda bir öneride bulunmak isterim. Herkesin bildiği üzere vampir olarak adlandırılan kan emici ırkın çekindikleri ve bir ısırıklarıyla ölümlerine sebep olan kurt adamları ilk başta genç büyücülerin ve cadıların yetiştirildiği Hogwarts’ta görevlendirilmelerini öneriyorum. Kesinlikle bakanlığın kurt adamlarla anlaşarak birlikte hareket etmesi gerektiği görüşündeyim'' diyerek sözlerini tamamladı. Böyle bir şeyin birçok beyinden geçtiğini biliyordu ama ilk öneren o olmuştu. Ciddiyetini hiç bozmadan bir hâkimin sahip olması gereken ses tonuyla konuşurken gözlerini sadece bakana odaklamamış gerektiğinde Leconte’a, Blaise’e ve diğer bakanlık çalışanları üzerinde de odaklamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elswouth Carvellion
Büyüceşura Hâkimi
Büyüceşura Hâkimi
avatar

Mesaj Sayısı : 23
Mücadele Tarafı : Rüşvet.
Sihirsel Soy : Safkan.
Kayıt tarihi : 13/09/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bakanlık Toplantısı   Çarş. Haz. 15, 2011 2:59 am

Yoğun bir dumanın altında ezilen, klasik renklerin ve dizaynın hâkim olduğu ofise bir çeşit ruhsuzluk çökmüştü. Kapağına dahî dokunulmamış dosya yığınlarının ardına tünemiş büyücü sigarasından bir nefes daha aldı. Elindeki Gelecek Postası da olmasa gamsız olduğu söylenebilirdi. Ne var ki önceden haber aldığı ve başlamasına kısa bir süre kalan toplantıyı da umursamadan oturmaya devam ediyordu. Yazılarla ilgilenmeyi bırakıp, sanki hunharca katledilmemiş gibi boş boş sırıtmakta olan büyücünün resmine takıldı gözleri. Rahmetli ve pek saygıdeğer Viserys Bonheur'ü sağlığında pek sevdiği söylenemez, hatta önemsemezdi. İhtiyar büyücünün sihirlenmiş parşömene hapsolmuş sevimli gülücükleri içindeki acıma duygusunu körüklüyordu. Bakanlıkta yayılan asılsız vampir hikâyelerine inanmayan Elswouth'un fikri, meslektaşının kendini sihirden yoksun bir yaratığa karşı dahî savunmaktan aciz olmasıydı. Güçlünün her daim galip geldiği bir dünya onun yaşam görüşüne ne kadar uysa da, yaratılıştan itibaren gücü ve otoriteyi elinde bulunduran tarafın bu beklenmedik zayıflığı asabını bozan asıl nedendi. Rahat bir şekilde sahip oldukları bu otoritenin geçmişte kanlı hesaplaşmalarla elde edildiğinin hatırlanmasını ve gerekirse benzer yaptırımlarla önündeki gazetede ölümsüzleşen çirkinliğin silinmesini istiyordu. Başkalarını öldürmeye ve kanla beslenmeye mahkum bir gece yaratığının haklı zaferi yüzünden doğa kanunlarını elbet suçlayamazdı. Elindeki parşömende hâlen keyfi yerinde olan Bonheur'ün üzerine kilitlenen bakışlarını odanın isli tavanına çevirdi. Kendini ölen meslektaşının bedenini parçalayan vampir ile yüzleşirken hayal ediyordu. Yüzüne pek de hayra alâmet olmayan bir memnuniyet ifadesi yayılmıştı. O saygısız yaratığa boyun eğdirme fikri, gergin bedenine hastalıklı bir sıcaklık yaymıştı. Gelecek Postasını dosya yığınının arasına atarken yavaşça doğruldu. Rahat koltuğunda ne kadar süredir oturduğunu kestiremiyordu. Ofisin kapısını ayırarak kendini dışarı attığı sırada, içerideki yoğun sigara dumanından bir parça da dışarıdaki sağlıklı havaya karışmış oldu. Tam da çıktığı kapının önünde duran, orada fazlalık gibi görünen küçük bir masaya kurulmuş toy stajyer rahatsız bir ifadeyle ayağa kalktı. Elindeki saçma sapan dergiyi saklamaya çalışıyordu. Kalın çerçeveli gözlüğünün üzerinden aptal bir mahçubiyetle onu izliyordu. "Elindeki gereksiz şeyi yok et ve masamdaki dosyalarla ilgilen çocuk!" Amirinin sert direktifi karşısında yüzünün kızarmasına engel olamayan genç büyücü ne yapacağını kestiremez hâlde Elswouth'a bakmayı sürdürdü.

Asansöre kadar çaylak stajyere söylenmeyi sürdüren büyücünün huyunu bilen diğer mesai arkadaşları, yanından geçerken başlarıyla selam vermekle yetindiler. Kimisine karşılık dahî vermiyordu. Uzun süredir uykusuz olmasına rağmen, oldukça dinç görünüyordu ve bu imajını tamamlamak için toprak rengi cübbesini düzeltmeye koyuldu. Toplantının yapılacağı yer olan en üst kata kadar ıslıkla saçma bir melodi tutturmuştu. Parmaklıkların açılmasıyla aynı taş zemine tekrar ayak basmış oldu. Ağır adımlarla geçerken koridorlarda tekrar o ıslık yankılanıyordu. Önünde durduğu tahta kapıyı ayırarak birçok cadı ve büyücünün uğultu şeklini almış rahatsız sohbetini de bölmüş oldu. Başlarını kaldırarak gelen kişinin Bakan olmadığını anlamaları birkaç saniyelik bir sessizlik yarattı. Ardından Elswouth'u umursamadan kararetli konuşmalarına kaldıkları yerden devam ettiler. Kendine ayrılan yere varana kadar ıslık çalarak, masanın etrafındaki memur sınıfı tarafından görgüsüzlük olarak karşılanmış olacaktı ki, birçok kınayan bakışa maruz kaldı. Yerine oturmasıyla Bakanın toplantıya girmesi arasında birkaç saniyelik bir fark olmuştu. Muhteşem fiziği ve genç yaşıyla buradaki hiyerarşinin bir numaralı ismini, herkes aynı saygıyla karşılıyordu. Sihir dünyasının genç lideri araya gereksiz sohbetler katmadan hemen toplantıyı açmıştı. "Öncelikle bugün burada toplanmamızın amacı, diğer zamanlardakinin aksine daha farklı ve daha sıra dışı bir olay. Eminim hepiniz biliyorsunuz ki, emekli hâkimlerimizden Viserys Bonheur hunharca katledilmiş bir şekilde bulunmuştur. Bu cinayet hakkında detaylara inmeyeceğim. Uzun zamandır karşılaşmadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Anayasa gereği, bir vampirin bir büyücüyü öldürmesi büyük bir suç teşkil ediyor. Lakin buradaki önemli husus katilin bir gece yaratığı oluşu. Yasalar belli, gereği yapılmalı. Sizi buraya çağırma sebebim aslında tam olarak bu değil. Bu saldırının son olmasını ne kadar ümit edersem edeyim, yine de aldığımız bazı önlemlerin yeterli olmadığı ve geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu konuyla ilgili neler yapabileceğimizi tartışıp, halkımızın üzerindeki bu korkuyu silmemiz gerek." Bakanın konuşmasını yüzüne ciddi bir ifade yerleştirerek dinlemişti. Konuşmanın en sevdiği kısmı infazın dile getirildiği yer olmuştu. Ardından söz almak için yeltendi fakat ondan önce davranan genç bir büyücü dikkati önce üstüne çekti. O andan itibaren birkaç meslektaşının ve seherbazın sözlerini dikkati dağılmış bir hâlde, aralarınndan kelimeler seçerek dinlemişti. Son olarak sesler kesildiğinde aklında; yargılamak, kurt adamlar ve yasalar gibi önemli şeyler kalmıştı. Eli sıkılgan bir şekilde havada duruyordu ve Cynthia'nın onu görmesi de bir hayli uzun sürmüştü. Bakanın onayını aldıktan sonra masadaki herkesi sert bir ifadeyle süzdü. "Büyücedünyanın ilk kez karşılaştığı bir durum üzerine burada toplandık. Vereceğimiz kararlar, bu ya da buna benzer konular için bir milat olabilir." Bakışları ister istemez Bakana kayıyordu ve göz göze geldiklerinde, söyleyeceklerini birkez daha kafasında tarttı. "Bilinçlerini kaybetmekte olan bu yaratıkların kontrol altında tutulması gerektiğinde hemfikiriz. Ayrıca infazı şiddetle desteklediğimi de belirtmek isterim! Bu gece yaratıklarının da yasalarca, büyücüden daha az zeki yaratıklar kapsamına alınmasını talep ediyorum. Yaşam alanları konusunda daha derinlemesine araştırmalar yaparak, hangi bölgelerin temizleneceğine..." Kullandığı son kelimenin muggle ve melez ırklar taraftarı bir grup cadı ve büyücünün tepkisini çektiğini biliyordu. Masanın çevresine yayılan fısıltılara ateş saçan bakışlarla karşılık verdiği kısa bir duraklamanın ardından devam etti. "...karar verebiliriz. Ayrıca meslektaşım Bayan Northwood'un kurt adamlar hakkındaki önerisini oldukça faydalı bulduğumu belirtmek isterim." Söylemek istediklerini tam açıklayamadığı için rahatsız olmuştu. Bir çeşit vampir kıyımı gerçekleştirmek istediğini açık açık dile getirmekten kaçınarak, karşısında gereksiz bir muhalefet yaratmaktan da kurtulmuştu anlaşılan. Çünkü bu hafifletilmiş sözler bile kimilerine ağır gelmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marquita Eason
Büyüceşura Hâkimi
Büyüceşura Hâkimi
avatar

Mesaj Sayısı : 160
Doğum tarihi : 27/12/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Aydınlık.
Sihirsel Soy : Muggle doğumlu.
Kayıt tarihi : 20/07/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bakanlık Toplantısı   Perş. Haz. 16, 2011 7:08 pm

    Okuduğu kitaptan başını kaldırıp ağır duvar saatine baktığında, toplantının başlamasına çok bir zaman kalmadığını gördü ihtiyar Marquita. Cübbesinin üstünde paspalca dökülen tahta boncukları şangırdattı, tozlu kitabını kapattı. Geniş masasının üstü birbirinden kalın ve kadim onlarca kitapla doluydu. Yaşlılıktan büyü bükülmüş cadının, tam karşıdaki kapıdaki birini görmesini zor kılacak bir barikat halinde yükseliyordu kitaplar. Masanın boş kalan yerindeyse, her gözü takıldığında Marquita'yı derin bir hüzne boğan Gelecek Postası vardı. Viserys'in kırış kırış gülümsemesi... Mahkeme yeniyetmelerle dolmadan önceye dayanan arkadaşlıkları, bir kan emicinin arzularına yenik düşmesine kurban gitmişti. Bu cinayetten sonra, Marquita o kadar çok araştırma yapmıştı ki, artık her yerde vampir yüzü görür olmuştu. Yüzyıllardır büyücü kanına mühürlü yaratıkların, önceki zamanlarda üstü örtülmüş bir cinayet gerçekleştirip gerçekleştirmediklerini merak etmişti. Bulduğuysa tam anlamıyla bir hiçti. Sadece, belge niteliği taşımayan kaynaklarda -Marquita onları bile gözardı etmeyi reddetmişti- kaybolma olaylarının bu uğursuz yaratıklara mâl edildiğinden söz ediliyordu. Mahkemede sözünü etmek üzere bulduğu belgeleri birleştirmek için açtığı dosya bomboş kalmıştı. Marquita koyu yeşil dosyayı umutsuzlukla kapattı. Gözlerini son kez Viserys'in hareketli bedenine çevirip iç çekti, ardından ayağa kalkıp Seherbaz bürosunun yolunu tuttu. Büyük asasına dayanarak -baston olarak kullandığı bir Orta Dünya asasıydı bu- ağır adımlarla asansörlere doğru ilerledi. Bakanlığın en üst katında konuşlanmış Seherbaz Bürosu, büyücüler için uzun denebilecek bir yolculuğu hak ediyordu. Asansör sağa sola sallanırken, tepesinde yeşil bir elmas bulunan asasından güç aldı Marquita. Yakın arkadaşı Viserys'nin ölümü onu hiç olmadığı kadar halsiz hissettiriyordu. İki buçuk asır devirmiş bünyesi bu üzüntüyle dağılmıştı denebilirdi. Güç alabildiği tek şey, bu güzelim güzelim asaydı işte. Kadim çam ağaçlarından özenle seçilmiş gövdenin içine, Ollivanders'tan almış olduğu kuzgun telekli asa yerleştirilmişti. Bu bitap düşmüş vücudu taşıyan işte oydu.

    Seherbaz bürosuna geldiğinde, altın rengi asansörden çıkıp düzayak katta yürümeye başladı. İnce, gri ağırlıklı bir yerdi burası. Uzun hayatı ve bir o kadar uzun meslek hayatı boyunca sık ziyaret ettiği yerde, yanlara açılan onlarca kapı mevcuttu. Tam karşısında da toplantı salonu vardı. Kolundan sarkan eski saati kontrol etti Marquita. Beş dakika sonra toplantı başlayacaktı. Koridorun boş olmasına bakarak, insanların çoktan salona yerleşmiş olmaları izlenimini çıkardı. Yoksa zamane gençlerinin çok sallapati olduğu mu bunun kanıtıydı? Çoğu kişinin gelmiş olduğunu gördüğünde, meslektaşlarını başıyla selamlayarak haşmetli sandalyelerden birine oturdu. Yaş ortalamasının bu kadar düştüğünü gördüğündeyse, gerçekten şaşırmıştı. Hâkimleri tanıyordu elbette; ama hayatında ilk defa gördüğü daire başkanları, çalışanları vardı burda. Bakanlıkta çalışmaya ilk başladığında kendini deneyimsiz hissetmişti; ancak o zamanlar bile en az 30 yaşındaydı. Şimdi, Hogwarts'tan çıkan masanın başına oturmuş gibi görünüyordu. Buna yüksek mevkideki herkes de dahildi. Tam bu düşüncenin üstüne, gencecik bir ceylan gibi içeri süzüldü bakan hanım. Marquita, çizdiği otoriter portrenin altında ürkmüş bir benlik görüyordu nedense. Bu onun yaşına hürmet takıntısı yüzünden edindiği bir kalıp, bir ilk izlenim takıntısı da olabilirdi. Cadı geldiğinde, genç ve bir o kadar çevik büyücüler ayağa kalkarken, Marquita da biricik dostu asasına tutunarak saygısını gösterdi. “Öncelikle bugün burada toplanmamızın amacı, diğer zamanlardakinin aksine daha farklı ve daha sıra dışı bir olay. Eminim hepiniz biliyorsunuz ki, emekli hâkimlerimizden Viserys Bonheur hunharca katledilmiş bir şekilde bulunmuştur. Bu cinayet hakkında detaylara inmeyeceğim. Uzun zamandır karşılaşmadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Anayasa gereği, bir vampirin bir büyücüyü öldürmesi büyük bir suç teşkil ediyor. Lakin buradaki önemli husus katilin bir gece yaratığı oluşu. Yasalar belli, gereği yapılmalı. Sizi buraya çağırma sebebim aslında tam olarak bu değil. Bu saldırının son olmasını ne kadar ümit edersem edeyim, yine de aldığımız bazı önlemlerin yeterli olmadığı ve geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu konuyla ilgili neler yapabileceğimizi tartışıp, halkımızın üzerindeki bu korkuyu silmemiz gerek.” Bakan bu uyarıcı konuşmasını yaparken, Marquita da dirseklerini masaya yaslamış, parmaklarını birleştirmiş onu dinliyordu. Bu konuda -okuduklarını da göz önüne alarak- söyleyeceği epey şey vardı; ancak önce diğer meslektaşlarını dinlemeyi yeğledi. Bazı fikirler ona taban tabana zıtken, bazıları akla yakındı. Herbiri sözünü tamamladığında, Marquita da varisli kollarından tekini kaldırıp söz istedi. "Benim düşüncem, vampilerle masaya oturmamız yönünde." Bunu söyledikten sonra yutkundu. Kendini Viserys'ye ihanet etmiş gibi hissediyordu. Aslında vampirin öldürülmesini, hatta işkence edilmesi gerektiğini söylemeliydi; arkadaşının intikamı için. Ama idealleri, intikamdan ve eski bir dostluktan da önce gelirdi. "Bugüne kadar böyle bir olayın yaşanmaması bile mucize. Büyü gücü olmasa da, fiziksel özellikleri bizden kat be kat güçlü bir ırkla karşı karşıyayız. Şu anki koşullar, böyle bir ırkla savaşma durumunda bize başarı getiremez. Kurtadamlara gelirsek, onlara işbirliği yapmak da düşünülebilir ancak bunun iki türlü dezavajı olur: Birincisi, vampir ırkının zayıf bireylerini galeyana getirmek isteyenlerin eline koz vermiş oluruz. İkincisi, kurtadamların da büyü gücünden nasibini almak istemesi fikri büyücü kıyımlarını beraberinde getirir." Sözlerini bitirdikten sonra, gözleri Carvellion'a kaydı. Ah, nasıl da sevmiyordu bu adamı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mystique Oak Cynthia
Yönetici & Sihir Bakanı
Yönetici & Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 638
Doğum tarihi : 10/09/91
Yaş : 26
Mücadele Tarafı : Sihir Dünyası
Sihirsel Soy : Purebred
Kayıt tarihi : 09/11/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
50/60  (50/60)

MesajKonu: Geri: Bakanlık Toplantısı   Paz Haz. 26, 2011 8:07 am

    Bir yandan olası çözümler zihninde belirirken bir yandan da dikkatini bakanlık mensuplarına vermeye çalışmasının ardında bocalıyor gibiydi lakin yine de kendisinden emin duruşundan ödün vermiyor, göz bebeklerini çevreleyen donuk mavi gözlerindeki anlamı her ne kadar perdelemeye çalışsada duygularını birçoğunun anladığının ayan beyan farkında, yine de bu duruma aldırış etmiyor gibi görünsede içten içe sığ bir cadı olduğu gerçeğini de yadsımıyordu ne yazık ki. Gözleri tıpkı kendisi gibi genç ve başarılı büyücünün üzerinde takılı kalmıştı. Başıyla onayladığı adamın yapacağı konuşmayı ilgi ile beklerken, dirseğini masanın pürüzsüz yüzeyinde kırıp yuvarlak hatlara sahip kusursuz çenesini sağ eli üzerine alarak düşünceli bir tavır takınmaktaydı. Genç adam sözcüklerini bir bir sıralayıp adeta kendisini hedef alırken düşüncelerinin diğer bakanlık çalışanları tarafından onaylanıp onaylanmayacağı merak konusuydu. Anlaşılan o ki görevinde henüz tecrübesiz sayılabilecek derecedeki yeni Başhakim bu konuda daha hoşgörülü ve adil olmaktan yanaydı. Peki, ama gece yaratığı Bonheur’a bu denli hoşgörü ve adalet kırıntısı göstermekten yana mı kullanmıştı tercihini? Elbette ki yapılan hatanın sonucu aynı derecede sorumluluk getirecekti, ki zaten Que’nin en başından beridir bu konuyla ilgili kararı belliydi bütün bu toplanma gösterisi sadece bir nevi teferruat olabilirdi. Yine de adalet duygusunu diğerlerine aşılayabilmek yapacağı en akıllıca yatırım olurdu. Adamın savurduğu sözlerin yaratacağı tepkiden emin olarak diğerlerine döndüğünde hepsinin gözlerinde fikir çatışmalarının yaşandığı aşikârdı. Bu sefer konuşma sırasını Seherbazlardan bir tanesine yönlendirmişti, bakalım onlar bu konu hakkında ne düşünüyorlardı? Elbette bu olayı sonlandıracak olanların düşünceleri de bir açıdan önemli sayılabilirdi sonuçta infaz onların avuçlarındaki asalardan çıkacak bir ehemmiyetti. Kadının sıraladığı düşünceleri Que’ninkilerle örtüşecek türdendi lakin daha önemli bir kısmı da gözler önüne sermekten geri kalmamıştı, öğrenciler. Büyücülük okullarının sıkı korumalarla kuşatıldığı bir gerçekti lakin güçlü bir büyücünün bile katledilebiliyor olması bu durumla büyük bir tezat oluşturuyor ve güvenliklerini ister istemez yetersiz kılıyordu. Öncelik olarak okulların daha sıkı korunmasını sağlamak başlıca görevleri olmalıydı, bu görev sanırım yine Seherbazların maharetine bakıyordu. Güçlü büyüler ve okula temin edilen bazı görevlilerle bu konu fazlasıyla aydınlatılabilirdi, zira esas konu bununla kısıtlı da değildi. Bayan Leconte’yi başıyla onayladıktan sonra başka bir düşünceyi daha duymak için yeltenmişti. Her birinin görüşlerini alarak ortak payda da buluşmak en doğrusuydu sanırım. Ardından yine genç bir cadının konuşması ile devam etti uzun uzadıya devam eden hararetli toplantı. Genç kadının her bir sözcüğünde zihnine kazınan düşünceler Que’yi oldukça rahatsız ediyordu, kurtadamlarla işbirliği yapma düşüncesini kendi menfaatlerine yontmaları ne kadar akıllıca sayılabilirdi ki? Büyü dünyası daha önce bu denli karışık ilişkilere göz yummuş muydu acaba paslanmış tarihinde. Yaratıklara karşı yaratıklardan medet ummak, kulağa oldukça ilginç geliyordu doğrusu. Zaman kavramı sıkılgan bir tavırla miskin hareketlerini sıralıyordu sanki, geçmek bilmeyen saatler eşliğinde. Etrafında dönen fısıldaşmalar en sonunda yerini gerçek bir konuşmaya doğru savurabilmişti. Mr. Carvellion konuşmasına başladığı an gözlerindeki ifadeden bu konu hakkında ne kadar ciddi bir tavır takındığı belli oluyordu. Ve adamında görüşleri birçoğunun dile getirdiği şekliyle örtüşmekteydi, lakin tecrübeli hâkimin kullandığı sözcüklerden bu konuda daha fazlasını istediği de gün yüzüne çıkardığı bir gerçeklikti. İnfaz kimisi için şiddetle uygulanması gereken bir çözüm iken kimisi için doğacak yeni kayıpların sadece olası bir nedeni olarak yorumlanıyordu. Kurt adam fikri de tıpkı Carvellion ve Northwood da olduğu gibi birçoğu tarafından da kabul edilebilir cinstendi. Bu konuyla ilgili olabildiğince seri bir karar vermesi ve gerçek bir çözüm sunarak, başarısızlığa uğramasından büyük haz duyacak bakanlık üyelerine karşı bu sorundan büyük bir zaferle çıkması gerektiğinin de bilincindeydi. Havaya doğru uzanmış bir el iliştiğinde derin mavi gözlerine bir nevi saygıyla başını hafifçe öne doğru eğerek kadını onaylamıştı. Bayan Eason bu toplantıda belki de hürmet duyduğu tek cadı sayılabilirdi. Geçirdiği tecrübeler ve başarılı geçmişi kadına olan saygı ve sevgisini körüklüyordu. Eason da düşüncelerini paylaşır paylaşmaz bu süre zarfında kendi zihninde oluşan düşünceleri sıralayabilmek için boğazını nazik bir tavırla temizleyerek tüm dikkati üzerine çekmişti. Her bir meraklı gözün üzerinde gezindiğinin ve dudakları arasından çıkacak sözcükleri yermek yahut yüceltmek için sabırsızlıkla beklediklerinin farkındaydı. İşte bu yüzdendir ki ivedi bir tavırla “Görüldüğü üzere birçoğunuzun fikirleri birbiriyle örtüşmekte, bundan yola çıkarak; öncelikli olarak Büyücü Okullarının güvenliğinin arttırılması ve gerektiği takdirde bu bölgelere Seherbaz atanması, ayrıca kontrolsüz bir davranışla Mr. Bonheur’u katleden yaratığın bir an önce infaz edilmesi lakin kan emiciler arasında geçerli bir anlaşmanın kurulması, kurulamadığı takdirde önlemlerin arttırılarak kurtadamlarla işbirliği fikrine sıcak bakılması ve son olarak da Büyücü Dünyasının güvenliğinin arttırılabilmesi için Seherbaz atamalarının en üst düzeye çıkarılmasına karar verilmiştir. Herhangi bir noktada itirazı olan varsa şuanda çıkıp itirazını beyan edebilir, zira kan emiciler yasası tekrar gözden geçirilerek yeniden düzenlenecektir. Bu düzenleme tarihi sizlere bildirilecektir. Toplantı bitmiştir.” Son sözcüklerinin ardından kiminin yüzünde memnun, kiminin yüzünde ise hoşnutsuz lakin bu durumu dile getiremeyecek kadar çekingen bir ifade belirginleşmekteydi. Bakalım genç bakanın düşünceleri diğerleri tarafından ne denli olumlu tepkiler alabilecekti...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bakanlık Toplantısı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Bakanlık Başvuruları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: ||| Büyücü Dünyası :: Sihir Bakanlığı :: VII.Kat:Seherbaz Bürosu-
Buraya geçin: